Bunu düşünmek, hayal etmek te çok güzel, ama gerçekten yaşıyor olsaydı bıraktığın mirası koruyoruz diyenlere ve ülkeyi hali hazırda idare edenlere bakıp hayal kırıklığına uğrardı.
Mustafa Kemal için Din, siyasi hesaplar uğruna kullanılamayacak şahsi bir meseledir ve Dinin bu şekilde kullanılması peşinde olanlardan da büyük rahatsızlık duyardı.
Mevcut Hükümetin Türkiye nin batılılaşma hedefini, laikliğe olan bağlılığı zayıflatmak üzere düzenlenmiş İslamcı bir senaryo ile eşdeğer tutmasından son derece mutsuzluk duyar,
Türkiye nin sorunları için günlük değil 21.yüzyıl çözümleri arıyor olurdu.
Atatürk yaşasaydı bizim talebimizle değil de onların daveti ile ve bizim isteklerimiz doğrultusunda AB üyesi olurdu.
Kendisi hakkında kötü bir Mustafa filmi yapan Can DÜNDAR ı affetmezdi.
İktidarda kimin olduğuna bakmadan, kendi kavgaları gürültüleri ve menfaat çatışmaları içinde boğulmuş,Halkın dertlerini unutmuş,sözde siyasetçilerin hepsini vatana ihanetten tutuklatırdı.
Ülkeyi yıllarca geriye götürmek için çaba sarf eden Yobazlara meydanı dar ederdi.
Kurtuluş savaşını yeniden başlatırdı, şimdi daha da güçlü olup yabancı olmayan ve bu toprağın ekmeğini yiyip suyunu içen, terörist destekleyen hainleri bulup meclise sokanları sınır dışı ederdi.
Atatürk yaşasaydı bir sabah evine yapılacak Arama ile Ergenekon örgütü kapsamında gözaltına alınır sonra da Silivriye gönderilirdi.
Avrupa Birliğinin kölesi olmaya çalışan bir Türkiye değil Dünyanın en güçlü Devletlerinden biri olan bir Türkiye olurdu.
Hiç kimse vatandaşa ananı da al git diyemezdi.
Hiç kimse Beyazıt meydanında Şeriat yanlısı yürüyüşler yapamazdı.
Atatürk Yaşasaydı bugün ülke Laikliği tartışmıyor olurdu.
Atatürk yaşasaydı hiç kimse Türk Askerinin kafasına çuval geçiremezdi.
Atatürk yaşasaydı bugün bazıları ABD deki başlarına sığınmak için okyanusu bile yüzerek geçerdi.
Bu yazıyı İnternetten alıntı yaptığım bir fıkra ile süslemek istiyorum
Tayyip ile Bush ilk buluşmalarında birbirlerine hava atarlar.
Bush Tayyip'e
"bizde öyle bir teknoloji var ki, ölüyü diriltiriz" der.
Tayyip altta kalmaz ve o da "bizdeki teknoloji çok farklı, partimizin bütün elemanları 100 metreyi 3 saniyede koşmayı beceriyor" der.
Türkiye' ye döndüğünde Tayyip'i bir düşünce alır. Danışmanlarını çağırır, ve attığı palavrayı anlatır.
"Haftaya Bush geliyor, yalanımız ortaya çıkarsa ne yaparız?" diye sorar.
Danışmanlardan biri hemen cevap verir:
>"Onlara ölüyü nasıl dirilttiğini sordunuz mu?"
>"Hayır sormadık."
<"O halde hiç korkmayın başkanım, alın Bush'u Anıtkabire götürün. Atatürk'ü diriltmesini isteyin.
> Diriltemezse o rezil olur. Yok eğer diriltirse, siz zaten 100 metreyi 3 saniyede koşarsınız der.
Selam ve Sevgilerimle
Adil KURTOĞLU
ADD Beşikdüzü Şube Başkanı