Değerli okuyucularım,
Ülkemizin gündemini meşgul eden o kadar çok faktörler var ki! İnsan düşününce bunları sıralamakta zorluk çekiyor ama, gündemin en önemlisi kürt açılımı ve terör.
Hani insanın içi sızlayarak, içi acıyarak bu olayları takip ediyor. Vay benim güzel ülkemin başına gelenler.
BDP genel kongresi yapılıyor, salonda Türk bayrağı yok, salonda İstikal Marşı okunmuyor. Bu ülkenin o kurban olduğum şehitleri bu İstiklal Marşı’nın okunması için canlarını verdiler, bedelini en ağır şekilde ödediler.
Şimdi ise gelin görünki bazı beyinsizlere göre artık önemi kalmadı.
Bir bakıyoruz İmralı’da yatmakta olan acımasız terörün başı A.Öcalan kaldığı yerin penceresinden yeteri kadar hava gelmiyor vs. taleplerle kendisine milyarlarca dolar harcanarak yeni cezaevi yapılıyor. Bu seferde yatak odasının bir eskisine göre 75cm.daha küçük olduğu,duvarlarının ise rutubet yaptığı gerekçesi ile bu kez Avrupa’dan duvar kağıtları getirilerek caninin yatak odasının duvarları kağıtla kaplanıyor. Ne talep ederse yerine getiriliyor.
Peki hiç düşünen yok mu benim kurban olduğum şehit Mehmet’in toprağın derinliğinde uzanan ebedi mekanında üzerinde bir kefenle yatıyor, yağan kar, yağmur ve kar suları kefenine akıyor. Ülkemizi denetlemeye gelen Avrupalılar ne yapıyor. Hemen soluğu doğuda alarak orada sözde kuyularda ceset arıyor. Terörüst başının cezaevindeki şartlarının iyileştirilmesini istiyor. Allah şakına Avrupa’dan gelen bu sözde insanlara bir de benim Mehmetciğimin mezarını açsalarda gösterseler onlara Mehmet’in o mezarda hangi şartlarda yattığını. Tabiki benim Mehmet’im cennette yatıyor ama, Avrupalı onu da anlamaz.
Yok efendim bu terör işsizlikten açlık ve sefillikten tırmanıyor. Daha çok iş, aş, ekmek verilirse terör bitermiş. Ben buna da inanmayanlardanım. Zira güzel ülkemin işsiz ve ekmeksiz illeri sadece doğuda yok. Her yerde var. Bugün Türkiye’nin en yoksul fakir illerinin başında Yozgat, Kastamonu, Çankırı gibi illerimiz geliyor. Bu illerimizde terör sıfır, hiç yok.
Bilmeyen beyler aklınızı başınıza alın. Bu insanların derdi iş, aş, ekmek değil (PKK’yı kastediyorum) Bunların derdi ayrışmak, ülkeyi bölmek parçalamaktır. BDP’nin kongresinde eş başkanı Selahattin Demirtaş ekranlara çıkıyor ve bangır bangır bağırıyor. Ne diyor! “Ey Türkiye! Aklınızı başınıza alın! Evlatlarınızın ölmesini istemiyorsanız çocuklarınızı askere göndermeyin” diyerek devletimizi ve milletimizi alenen açık bir şekilde tehdit edebiliyor. Bu cesaret ve cüreti nereden alıyorlar?
Anlamak için fazla düşünmeye gerek yok. Her şey açık seçik göz önünde. Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasından sonra yurdumuzu işgal eden Dünya milletleri çok ama çok sevindiler. Ancak M.Kemal Atatürk faktörünü göremediler. Böyle bir devlet adamının varlığından bihaberdiler, ancak sevinç naraları fazla sürmedi. Türkiye’ye geldiklerine pişman edilerek yurdumuz o şerefsizlerden kurtarıldı ve Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruldu. Yüce önderimiz M.Kemal Atatürk bize cennet gibi vatan emanet ederek aramızdan ayrıldıktan sonra, Avrupalının iştahı yeniden kabardı. Amerika ile birlikte direttiği kadar diretiyor. Taviz üstüne taviz istiyor. Amaç daha önce yapamadıklarını yapmak, güzel ülkemizi bölmek, parçalamak ve ayrıştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Hem de güzümüzün içine baka baka. Bin yıllık kardeşliğimizi bozmak için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Artık uyanmamız gerekiyor. Titrememiz, kendimize gelmemiz artık zorunlu hale gelmiştir.
***
Bir de ekonomik duruma bir bakalım. Kimse bu konuyu gündeme getirmiyor. Mevcut siyasi iktidar 2002 yılında Türkiye’de yapılan genel seçimleri kazanarak hükümet oluyor. Ülkenin dış borcu 230 milyar dolar. 8 yıl sonra bugün 2010 da dış borcumuz 8 yıl içinde % 10 artarak 500 milyar dolar seviyesine kadar yükseldiğini görüyoruz.
Osmanlı dönemi dahil cumhuriyet dönemi itibari ile Türkiye’nin asırlardır olan dış borcu 8 yılda ikiye katlanmış. 2002 yılında 18-20 TL olan mutfak tüpü bugün 56 TL. 2002 itibariyle 50 Kg.lık bir çuval şeker 30-40 TL iken bugün 105 TL. Anadolu çiftçisinin 2002 yılında buğday tarlasına serpiştirdiği gübrenin çuvalı 15 TL iken bugün 120 TL. 2002 yılında bir evin aylık elektrik gideri 8-10 TL iken bugün enaz 50-60 Tl. 2002 yılından önce fındığın Kg. mı 7 TL iken bugün yarıya kadar düşerek 4-4,5 TL. Memur işçi, emekli maaşları ise % 2,5 zammı zor görebilmiş. Daha saymakla bitmeyecek kadar sorunlar sıralayabiliriz. Bunları da çok değerli vatandaşlarımızın takdirine bırakıyorum. Ama dış borcun iki misli artmasını, hem de 8 yılda bunu kimlerin takdirine bırakacağımı doğrusu bilemiyorum. Allah büyük Türk milletinin sonunu hayreylesin