Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

 
Köşe Yazısı - ALAMANCI - Beşikdüzünde Haberin Adresi - BesikduzuHaber.Com
   
 

Abdullah GÜLAY ¬

Abdullah GÜLAY

ALAMANCI

 Yazı Boyutu

 Tarih : 23.01.2010 - 18:00:36


Almanyada Yabancı, Auslaender Türkiyede Almancı diye bilinen ve sayısı üç milyonu aşmış bulunan, başlangıç yıllarında Anadolunun kırsal kesiminden öncelikle Almanyaya, sonraları Avrupa ülkelerine gurbete giden insanlarımızın hayat hikayeleri.

 

 

                        

                                TÜRKİYE'NİN  “ALMANCISI” ALMANYA'NIN  “YABANCISI”

                                                                     GURBETÇİLER                          

 

         Almanya'da Yabancı, “Auslaender” Türkiye'de “Almancı” diye bilinen ve sayısı üç milyonu aşmış bulunan, başlangıç yıllarında Anadolu'nun kırsal kesiminden kalkıp öncelikle Almanya'ya, daha sonraları Fransa, Hollanda, Belçika gibi diğer Avrupa ülkelerine gurbete giden insanlarımızın hayat hikayeleri, bugüne kadar bir çok dergi, gazeteye, dizi ve sinema filmine konu oldu. Bu nedenle  “Almancı” diye tanımlanan insanımızın Avrupa'daki gurbet macerasını dergimizin bu sayısında ele almak istedik.

    Bu gurbet hikayesi, Türkiye ile Almanya arasında 31 Ekim 1961’de, Türk İşgücü Anlaşması'nın imzalanmasıyla başladı. 1945 yılında sona eren 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Batı Avrupa ülkeleri, hızlı bir kalkınma sürecine girdiler. İşgücü ihtiyaçlarını, daha ucuz olan yabancı işçi çalıştırarak karşılama yoluna gittiler.

        Almanya çığ gibi büyüyen işçi açığını gidermek için 1955 yılından itibaren İtalya, Yunanistan ve Portekiz gibi Akdeniz ülkelerinden işçi almaya başladı. 31 Ekim 1961’de de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Devleti arasında “Türk İşgücü Anlaşması” imzalandı. 

            DİŞLERİNE VARINCAYA KADAR

          KONTROL EDİLDİLER                                                              

       Böylece bir büyük resmi göç, uzun bir serüven başlamış oldu: İlk kafile 24 Haziran 1961 tarihinde yola çıktı. Tabi her isteyen gidemiyordu; bir dizi ön eleme yapılıyor; ağızlardaki diş çürüklerine kadar varan bir sağlık kontrolu sonrasında kabul edilenler gidebiliyordu.

     Almanya, bu iş için İstanbul’un Tophane semtinde bir irtibat bürosu kurdu. Almanya’ya gelmek isteyen insanlar bu büroya müracaatta bulunuyor, sonraları diğer illerde de İş ve İşçi Bulma Kurumu  aracılığı ile başvurular yapılıyor; ardından memleketlerine, köylerine geri dönüp, bürodan gelecek “Almanya kağıdını” bekliyorlardı. Mektubu alan İrtibat Bürosu’na koşuyor, bir dizi sağlık muayenesi ve diğer incelemelerden sonra Almanya’ya gidiş çilesi başlıyordu.

       Aralarında o güne kadar hiç doktora gitmemiş kişilerin de bulunduğu işçi adayları, Alman doktorlar tarafından sıkı bir sağlık kontrolünden geçiriliyor; dişlerine kadar kontrol ediliyorlardı. Sağlık muayenesini geçenler, köylerine  gidip, tahta bavullarını hazırlıyor; vedalaşarak sadece  ve sadece bir iki yıllığına, bir kaç kuruş biriktirdikten sonra geri dönme düşüncesiyle uzun bir yolculuğa başlıyorlardı.

          GÜNLERCE SÜREN YOLCULUK

      İstanbul’un Sirkeci garı, ayrılış günü geldiğinde ana baba günü oluyordu. Kiminin uğurlayanı vardı kiminin yoktu. Kara trene binildiğinde içleri bir hüzün sarıyordu. Yaklaşık 3 gün süren yolculuktan sonra Münih Garı'nda yeni bir hayata başlanıyor, gelen işçiler önce törenlerle karşılanıyor, sonra  gardaki camsız odalarda insanlar, gidecekleri kentlere göre ayrılıyor; ellerine tren biletleri ve yol azıkları olan kumanyalar veriliyordu.                              

        Gittikleri kentlerde çalışacakları firmalarda Türk tercümanlar ve firma yetkilileri tarafından karşılanan işçiler önce, Hayım “Heim” adı verilen kalacakları yurtlara yerleştiriliyordu. Bunların çoğu, 2, 4, 6 kişinin kalabileceği odalar, müşterek tuvalet banyo ve mutfağı olan barakalar, yani bekarların kaldığı yurtlardı.
                
PARANIN ÇOĞU BİRİKTİRİLİYORDU
       Türk işçiler, kazandıkları paranın büyük bölümünü biriktirmek için her türlü zorluğa katlanıyorlardı. Kazançlarını, memleketlerine dönünce hoyratça harcayanlar, savurgan ve gösterişe dönük tüketimler içine girenler de olmakla birlikte, işçilerin büyük bir çoğunluğu neredeyse yemiyor, içmiyor, sadece para biriktirip bir müddet sonra ülkelerine dönüp tasarruflarını, ev alarak küçük bir dükkan açarak değerlendirmeyi düşünüyorlardı. Bu kısıtlamalar, sonunda kendi sağlıklarına mal olsa da...

   Zamanla gözü açılan, yol yordam öğrenen işçiler, eşlerini Almanya’ya getirerek  bekar hayatından kurtuluyordu. Kimi tek odalı bir ev buluyor, kimi de aile yurtlarına taşınıyordu.

   İlk zamanlar Ağasar'da bu  Alamanya gurbet hikayesi çok soğuk karşılandı. Oralarda ne işimiz var? İneğimiz, danamız, bağımız bahçemiz var... türünden muhabbetlerle değerlendirildi. Bağımız dediysek, lafın gelişi... Bağ nerede? Bahçe zaten yamaçta... Ama olsun, yine de vatan! Alamanya  bilinmez, gidilmez bir yer: Kim bilir nasıl bir yerdir?

    Dedelerimiz bu Alaman  ismini birinci dünya savaşından hatırlıyorlardı. O zamanın orta kuşağı da daha çok  ikinci dünya savaşından dolayı duymuşlardı Alamanya adını; bir de Alman yapımı barebellü- derecelü dedikleri çıplak namlulu, üstten makarizmalı tabancadan ve de Alaman filintası denilen tüfekten...                                                                                                      

               GAVUR PARASI YENMEZ!                                                      

     Bütün bilinen bu kadar...  Sonra gavur ülkesi, parası yenir mi yenmez mi tartışmaları başlamıştı. Savunanlar ile karşı çıkanlar hep bunu konuşuyorlar; konuya                                                            ilgisiz  kalamıyorlardı. “Gavur parası yenmez” diyenlerin sesi daha gür çıkıyor; “gitsek biz de mi yazılsak acaba?” diyenler sessiz kalıyorlardı.

   Bu tartışmalar artık bir yılı doldurmuş, ilk gidenler izine gelmişlerdi; onların adı artık “Alamancı” olmuştu.  Meraklılar  Alamancı  evlerine koşuyorlar; Almanya'daki hayatı soruyorlar, anlatılanları dikkat ve merak  içinde dinliyorlar;                                                    

     Alamancı'nın giysilerini, getirdiği eşyalarını ve  hediyelerini inceliyorlar; almanca sarf ettikleri bir kaç kelimeyi duyunca, adeta onları başka bir  dünyadan gelmiş gibi değerlendiriyorlardı. Onlara imrendiklerini gizlemiyorlar, Almanya'ya gitmek için yol yordam soruyorlardı.

         Bir yıl önce, “Gavur parası yenmez” diyenler artık iddialarını yitirmişlerdi. Çünkü  gelenlerin cazibesi artık herkesi büyülemişti. Hızla İş ve İşçi Bulma kurumlarına, işçi alma bürolarına yöneldiler. 1961'den işçi alımının resmen durdurulduğu 1973 yılına kadar sayı bir  milyonu aştı. Bu gün üç milyon yedi yüz bin civarında Türk nüfusu Avrupa Ülkelerinde yaşamaktadırlar.

        Eğitimsiz ve sadece fizik gücüne dayalı işçi sınıfı olarak kara trenlerle Almanya'nın yolunu tutan birinci nesil, bugün ya emekli ya da artık hayatta değil. Avrupa'da bayrak artık ikinci nesilde. Birinci neslin torunları, yani üçüncü nesil ise Avrupalı Türker'in genç kuşağını temsil ediyor. 
       İlk Almanya'ya giden Türkler'in adresi ve en yoğun oldukları bölge, Kuzey Ren Vestfalya eyaleti olmuştur. Alman sanayisinin en önemli itici gücü ünlü  kömür yataklarının bulunduğu bölge olan Kuzey Ren Vestfalya, Türkiye'den gelen işçilerin ilk çalışma mekânlarından birisidir.                                                         

    Almanya'daki ilk yıllar gurbetçi Türkler açısından hiç de kolay olmadı. Dilini, kültürünü ve yaşam tarzını hiç bilmedikleri, farklı bir dinden olan insanların yanında, vasıfsız işçi olarak kalmak, elbette bizlerden, bizim yakınlarımızdan ezik bir topluluk oluşturmuştur. İtilip kakılmak, ikinci sınıf,  hatta üçüncü sınıf insan muamelesi görmek çok zor gelmiş; böyle bir ortamda ayakta kalabilmek için ölümüne çalışmak onlar için kaçınılmaz olmuştur.

                       İKİ ARADA BİR DEREDE KALDILAR

    Almanya'daki ilk neslin hikâyesi bu açıdan üzüntü ve dram yüklüdür. Ailesini yanında getiremediği için bu acı hikâyeye bir de ayrılık acısını eklememiz gerekmektedir. Bölünen aileler, para biriktirip gurbetten bir türlü dönemeyen babalar, hatta Türkiye'deki ailesini unutup orada yeni bir yaşam kuran kocalar... Bunun yanında ilk kuşak Alamancılar'dan, oturduğu evi ile işi arasındaki yoldan hiç dışarı çıkmayan; havaalanı ile ikamet ettiği evi arasınaki yoldan yılda sadece bir kere izine gelirken geçen işçilerimizin sayısı da az değildir. 

       “İki arada bir derede kalmak” deyimi, almancı gurbetçilerimizin durumunu çok iyi özetlemektedir. Özellikle Avrupa'daki üçüncü nesil, daha çok Avrupa kültürü içinde kaldığından Türkiye'de ciddi uyum problemi yaşamaktadırlar. Avrupa'da ise kendilerini güvende hissedemedikleri için tedirgin olarak yaşamaktadırlar.                                                      

     Son yıllarda pastanın küçülmesiyle ve işsizliğin artmasıyla Avrupa ülkelerinde başlayan yabancı düşmanlığı nedeniyle bu mutsuzluk yerini korku ve endişeye bırakmıştır. İşte bu noktada özel bir proje ile döviz kapısı olarak görülen bu insanlarımızın  sorunlarına çözüm aramak gereğini  bir kere daha vurgulamak istiyorum.                                                   

     İçinde bulunduğumuz Türk Kültürü ve sosyal hayatı ile işçilerimizin yaşadığı Avrupa Kültürü ve sosyal hayatı arasındaki çelişkiler,  bir çok yönden uyum sorunu ve beraberinde de kişilik problemleri doğurmuştur. İşçilerimizin yaşadığı Avrupa ülkelerini bu açıdan değerlendirmek; farklı sosyal ve kültürel ortamları karşılaştırmak amacıyla Avrupa’nın beş ülkesini (Almanya, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, Fransa ve Hollanda) otomobil ile  karşılaştırmalı bir yaklaşım anlayışı içinde  gezme ve inceleme imkanı buldum.    

       Gördüm ki her ülkenin, her bölgenin kendine özgü  güçlü ve zayıf noktaları, iyi ve kötü yönleri var. Bazı kesimlerin Avrupa’yı her yönüyle varılacak son nokta, en ideal toplum gibi gösterme gayretlerinin tek taraflı, belli bir amaca yönelik olduğunu; Batı toplumlarının eksiklerini ve kusurlarını söylemediklerini; dolayısıyla bu konuda objektif olmadıklarını bir kere daha anladım.   

 

 


304 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Yazıya Toplam 25 Puan Verildi
 Kaynak :  Abdullah GÜLAY

 Kategori ¬ Köşe Yazısı

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Yazara Ait Diğer Yazılar

KAPALIYIZ

 03.09.2010

DERNEKLER VE ŞENLİKLER

 20.07.2010

AYNALI BEŞİK

 25.06.2010

EMİNE ANA

 30.05.2010

HİKAYE

 16.05.2010

ÖRNEK İNSAN

 28.03.2010

ALAMANCI-2

 28.02.2010

ALAMANCI

 23.01.2010

NOEL VE YILBAŞI

 16.12.2009

EKMEK PARASI

 04.11.2009

DEDE KORKUTUN VATİKANDA İŞİ NE?

 05.09.2009

AĞLA BEBEK

 11.07.2009

ÇAĞRI (ŞİİR)

 09.06.2009

MEKTUP (ŞİİR)

 23.05.2009

ÜŞÜYORUM(ŞİİR)

 02.04.2009

 
 
 

 DUYURU
  YEŞİLKIYI GAZETESİNE ABONE OLUNUZ. AYRINTILAR İÇİN TIKLAYINIZ.  

 
Bugün için Haber Eklenmedi.
BAŞKAN UZUNDAN BEŞİKDÜZÜSPORA İFTAR YEMEĞİ BAŞKAN UZUNDAN BEŞİKDÜZÜSPORA İFTAR YEMEĞİ
Beşikdüzü Belediye Başkanı Ramis Uzun tarafından Mavi Kıyı Tesislerinde Beşikdüzüspora iftar yemeği verildi. ...

DİLLİ YEŞİLKÖYÜ AĞLATTI
VAKFIKEBİRDEN PAKİSTANA DESTEK
BAYRAM MESAJI
 
 TAKVİM
 
İSTATİSTİKLERİ
   
 Online : 2
 Bugün : 55
 Dün : 192
 Toplam : 110783
 Ip No : 38.107.191.86
     

HABER KATEGORİLERİ
 KÖŞE YAZILARI

Ahmet SARAÇ

Ahmet SARAÇ ¬
ANAYASANIN OYLAMASI OLMAZ..

Fikret KARADENİZ

Fikret KARADENİZ ¬
TESLİMCİ TEMSİLCİLER VE TESLİMİYETÇİLER?

Tuncay H.FETTAHOĞLU

Tuncay H.FETTAHOĞLU ¬
BU DÖNEMİN ŞANSI VE ŞANSSIZLIĞI

Abdullah GÜLAY

Abdullah GÜLAY ¬
KAPALIYIZ

ENVER UZUN

ENVER UZUN ¬
AMAÇ ÜZÜM YEMEK DEĞİL Kİ

CANAN YAZICI

CANAN YAZICI ¬
12 EYLÜL REFERANDUM ÖNEMİ

ADİL KURTOĞLU

ADİL KURTOĞLU ¬
BEŞİKDÜZÜNDE YAŞAMAK

MEHMET GÜNAYDIN

MEHMET GÜNAYDIN ¬
YÖNETİME VE ŞENOL HOCAMA DUYURULUR

Dr.Buket YÜCEL ALTAN

Dr.Buket YÜCEL ALTAN ¬
ATLIKARINCA, MACUNCU VE BAYRAM KARTLARI

BAYRAM ÇÖTEN

BAYRAM ÇÖTEN ¬
ANAYASA MADDELERİNİ VE AKPYİ OYLAYALIM MI?
 POPÜLER HABERLER
 
 DÖVİZ BİLGİLERİ

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.5033 1.5106
  Euro 1.9179 1.9272
 
 HAVA DURUMU



 
 REKLAM

 



 Trabzon web tasarım
 

   © Copyright - EYLÜL 2008- Beşikdüzünde Haberin Adresi - BesikduzuHaber.Com - Tüm Hakları Saklıdır.