Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, bir televizyon konuşmasında tartışmalara neden olan Heybeliada Ruhban Okulu sorununun, özgürlükler çerçevesinde çözülmesi gerektiğini söylemiş.
Peki bu okulu açmakla ne kazanacağız, ne kaybedeceğiz. Hiç düşünülüyor mu?
Ruhban okulu, Osmanlı’nın son dönemlerinde Osmanlı alehindeki çalışmalarını hiç mi duymadık. Ya da ne tez unuttuk. Atatürk bu okulu acaba zevk için mi kapattı. Siz Atatürk’ten daha mı akıllısınız? Ne demek bu okul sorunu, özgürlükler çerçevesinde çözülsün. Sana ne bu okuldan Sayın Bardakoğlu? Sen hristiyanlığı da mı yönetmeye kalktın?
Sayın Bardakoğlu’nun bir yanlış mesajı daha gündemde. “Kiliseler kilise olarak kalmalı” diyor. Kalmalı da eğer o yörede hristiyan yoksa, bu kilise ne işe yarayacak? Ya da bu kilise boş mu açılıp kapanacak?
Orada görev yapacak papaz, müslüman Türk gençlerini zaman içerisinde kandırarak kiliseye cemaat yapacak. Bunun en yakın örneğini Trabzon’da görüyoruz. Trabzon’da hristiyan nüfus mu var da o malum kiliseyi açtılar. Önce paralı, sonra mecburi cemaat oluşturuyorlar. Yeterli din eğitimi almamış üniversiteli gençleri buralara çekmek ve din değiştirmek için büyük mücadele veriyorlar. Olmayan dinin, olmayan cemaatini oluşturmaya çalışıyorlar. Cemaatsiz kiliseleri açmakla bunun zeminini de sizler hazırlamış olacaksınız. Bir müslüman din adamı ve İslam Dini’nin en yüksek makamında oturan bir kişi olarak bu mesajlarınızı doğru bulmuyorum.
Zaten müslüman yetiştirmekte zorluk çektiğimiz bu dönemlerde kiliselerin çoğalması demek, her gün yeni yeni Türk gençlerinin hristiyan olması demektir. Bu ifadeler o makama yakışır ifadeler değildir. Belki de birileri sizi böyle konuşmaya zorluyordur. Onu da bilemiyoruz.
Sayın Bardakoğlu’nun bu açıklamalarını haber yapmakta doğru bir yaklaşım değildir. Zihinleri bulandırmaktan başka bir işe yaramaz.