Amerika Cumhurbaşkanı Warak Obama cumhurbaşkanı seçildiğinde Amerikalılardan çok İslâm ülkeleri sevinmişti. Hatta Türkiye’de O’nun adına 60 koyun bile kurban kesilmişti. Sonrasında ilk ziyaretin Türkiye’ye gerçekleştirilmiş olması yere göğe sığdırılamamıştı. Bunların tümü güzel duygulardı. Ancak yıllardır şunu paslı kafalara bir türlü anlatamıyoruz ki, Amerika köklü bir devlettir ve iki yüz yıl sonranın planlarıyla meşguldür. Dünya politikasına bakışı ise eski Cumhurbaşkanlarından Buşt’un ağzından: “Amerika’nın ebedi dostu yoktur, ebedi menfaatleri vardır” şeklinde dile getirilmişse de eziklik ya da korkaklık psikolojisindeki devletler Amerika’nın himayesini kendilerinin teminatı gibi görme cesaretsizliğini göstermektedirler.
Bunun içindir ki İslâm ülkeleri içerisinde Ortadoğu’da Amerika’ya kafa tutan sadece İran’dır. Ona göredir ki, Amerika İran’ı baş düşman ilan etmiştir. Ve bunun için gerekirse İran’ı vurabileceğini de açık şekilde ilan etmiştir. Bunun için İsrail’in maşa olarak kullanılması da para etmeyince çılgına dönen Amerika yöneticileri İran’ın içerisinde bulunduğu etnik yapıyı harekete geçirmiştir. Her ne kadar bunun için İran nüfusunun yarısına yakınını oluşturan Azerbaycan Türklerini kullanmak istemiş ancak sonuç alamamıştı. Renkli devrim ihracatında kullandığı Yahudi spekülatör Soros kanalıyla milyarlarca dolar akıttığı reformcuları özgürlük savaşçısı ilan edip, tam destek verdiğini açıklasa da arzu ettiği sonuç çıkmadı.
İran, Amerika’nın her tehdidine tatbikat ve füze denemeleriyle karşılık vererek meydan okuması karşısında bu yıl İran’da yapılan genel seçimleri boykot eden Azerbaycanlılara rağmen muhalif lider Musavi’nin seçimleri kaybetmesini bahane ederek etrafı karıştıran Amerika bu kez aynı senaryoyu başka bir oyun şekliyle sahnelemeye başladı.
Daha kolay bir sonuç almak düşüncesiyle bu kez muhalif lider Mir Hüseyin Musavi’nin yeğeni Ali Habibi Musavi’nin ölümü bahane edilerek Tahran, İsfahan ve Necefabad’da muhalefetin sokağa dökülmesi ve çıkan çatışmalarda onlarca kişinin öldürülmesi sadece Amerika ve İsrail’in göğsünü kabartmıştır. Hâlbuki Ali Habibi Musavi göstericiler arasında bile değilmiş. Bu durumda ilk olarak akla bu tür cinayetleri Amerika’nın daha öncede İran’da sahnelemiş olduğudur ki, Cumhurbaşkanı Ahmedinejad karşıtlarının simgesi haline gelen Nida Sultan’ın CIA tarafından öldürüldüğü ortaya çıkmıştı. Şüphesiz Ali Habibi Musavi’nin de katledilmesi yine CIA’nın işidir. Nitekim Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, “İran halkı bu tür oyunları çok gördü. Sipariş üzerine hazırlanan ve biletleri önceden alınan oyunu yine sadece kendileri seyrediyor” derken; Meclis Başkanı Ali Laricani ise “Seçim sonuçlarının bahane olduğu kesinleşti!” dedi.
İran’ın saf dışı edilebilmesi için 80 yabancı enstitü, fon ve kurumun fitne olaylarında rol aldıkları ifade edilmektedir ki, söz konusu örgütlerden sadece birisinin bütçesinin 1.7 milyar dolar olduğu söylenmektedir. Hatta genel seçimler öncesi Amerikanın CIA aracılığı ile İran muhalefetine Dubai üzerinden 400 milyon dolar para aktardığı tespit edilmişti. Ne yazık ki, kandırılan İran halkı Yahudi Saros’un akıttığı yeşil dolarların sıcaklığında benliklerini eritmektedirler. Özgürlük vaadiyle işgal edilen Irak’ın, Afganistan’ın durumu ortada. Bir türlü gelmeyen özgürlük yerini her gün daha da şiddetlenen katliamlara bırakmıştır.
Yanıbaşımızda kan akarken yetkililerimizin bu olaylardan söz etmemeleri ilginçtir. Sanırım en ilginç olacak olanı ise yakın tarihte yetkililerimizin Amerika’nın isteği doğrultusunda İran’da görüşmelerde bulunmak üzere görev almasını isteyecek olmasıdır. Tek teselli ise Azerbaycan Türklerinin bu oyunda rol almamalarıdır.
İşte İslâm ülkelerini “selamın aleyküm” diye selamlayan Müslüman Warak Obama’nın İslâm ülkelerine hediyesi. Doya doya kullansınlar hayırlısıyla bari!? Kanında Türk kanı taşıyanların asırlar boyu Türk askerinin başına Irak’ta çuval geçirilmesini unutması olası mı?
(31.12.2009)